Zat-ı Risaletin akvali gibi, ef’al ve ahvali ve etvar ve harekatı dahi
menabi-i din ve şeriattır ve ahkamın mahezleridir. Şıkkı zahirisine
sahabeler hamale oldukları gibi hususi dairesindeki mahfi ahvalatından
tezahür eden esrar-ı din ve ahkam-ı şeriatın hamaleleri ve ravileri de,
Ezvac-ı tahirattır. Ve bilfiil o vazifeyi ifa etmişlerdir.
Demek Bu azim vazifeye birçok ve meşrebce muhtelif Azvac-ı tahirat lazımdır
***************************************************************************
Peygamberimizin sözleri [...]
‘Bediüzzaman’ ile Etiketlenmiş Yazılar
26 Aug 2007
Peygamber efendimizin çok eşli olmasının hikmetlerinden biri
05 Jul 2007
Hristiyanlar (Iseviler) ve Yahudiler (Museviler) Neden Kuranı Tasdik Etmek Zorundadırlar!..
Evet tasdik etmek zorundadırlar. Madem o kitaplar semavidirler (indirilmiş) ve madem o kitap sahipleri enbiyadırlar(peygamberlerdir); elbette ve herhalde, onların dinlerini nesheden(kaldıran) ve kainatın şeklini değiştiren ve yerin yarısını getirdiği nur ile ışıklandıran bir zat’tan bahsetmeleri, zaruri ve kat’idir. Evet Küçük hadiseleri haber veren o kitaplar, nev-i beşerin(insanlığın) en büyük hadisesinden haber vermemek kabil(mümkün) midir? İşte madem bilbedahe(açık) haber [...]
26 May 2007
Bazı Hakikatler
Tabiat, olsa olsa bir defter-i kudret-i ilahiyedir. Tesadüf ise, cehlimizi(cahilliğimizi) örten gizli bir hikmet-i ilahiyyenin perdesidir.
Tahrib esheldir(kolay); zaif, tahribci olur. (Yani bir şeyin vucuda gelmesi veya ortaya çıkması için bir çok sebep meydana gelmelidir. Fakat olmaması veya yok olması için bir sebebin olmaması veya olması yeter. Bundan dolayı tahrib kolay vucud(varlık) zordur)
24 May 2007
Denizdeki su kabarcıkları ve anlattıkları
Denizlerdeki su kabarcıklarının üzerine güneşin yansımasını hiç böyle düşünmemiştim. Bediüzzaman bunu çok hayati bi gerçeğe delil gösteriyo. Nedir o gerçek ; denizlerdeki kabarcıklarda güneşin yansıması vardır ve kabarcıkların kaybolmasıyla güneşin kabarcıklardan daha uzun süre yaşadığını anlarsın. Aynen öylede yaratılan mahlukların kısa süre yaşayıp ölmeleri de baki bir zata delildir. Bazı canlılar vardır bir iki saat veya bir iki [...]
12 May 2007
Nelerden Korkmalı, Neleri Sevmeliyiz
İnsanın havf (korku) ve muhabbeti halka teveccüh(yönelme) ettiği takdirde, havf bir bela, bir elem olur. Muhabbet bir musibet gibi olur. Zira o korktuğun adam, ya sana merhamet etmez veya senin irtirhamlarını(isteklerini) işitmez. Muhabbet ettiğin şahıs da, ya seni tanımaz veya muhabbetine tenezzül etmez. Binaenaleyh, havfın ile muhabbetini dünya ve dünya insanlarından çevir. Fatır-ı Hakime [...]
28 Apr 2007
Ey Bu Vatan Gençleri… – Bediüzzaman
Ey bu vatan gençleri! Frenkleri taklide çalışmayınız!..
Aya, Avrupanın size ettikleri hadsiz zulüm ve adavetten sonra,
hangi akıl ile onların sefahat ve batıl efkarlarına ittiba edip emniyet
ediyorsunuz? Yok! Yok! Sefihane taklid edenler, ittiba değil, belki
şuursuz olarak onların safına iltihak edip, kendi kendinizi ve kardeşlerinizi
idam ediyorsunuz. Agah olunuz ki, siz ahlaksızcasına ittiba ettikçe,
hamiyet davasında yalancılık ediyorsunuz!.. Çünki, şu [...]
23 Apr 2007
Kalp Ne istiyor
Bi metin vardi aslını koruyayım mı yoksa biraz değiştireyim mi diye düşündüm.
Aslında Kalmayı daha makul gördüm, zira öğrenmek isteyen insan anlayabilir zor da olsa
————-
Kalbin umur-u dünyeviye ile kasden iştigal etmek için yaratılmış
olmadığı şöylece izah edilebilir :
Görüyoruz ki kalb, hangi şeye el atarsa, bütün kuvvetiyle, şiddetiyle
o şeye bağlanır. Büyük bir ihtimam ile eline alır, kucaklar. Ve [...]
05 Apr 2006
insan ve özellikleri
Insan, bütün hayvanlardan mümtaz ve müstesna olarak, acib
ve latif bir mizaçla yaratılmıştır. O mizaç yüzünden, insanda
çeşit çeşit meyiller, arzular meydana gelmiştir.Mesela: İnsan,
en müntehab şeyleri ister,en güzel şeylere meyleder,zinetli
şeyleri arzu eder,insaniyete layık bir maişet ve şerefle yaşamak ister.
İnsandaki kuvve-i şeheviye,kuvve-i gadabiye,kuvve-i akliye
Sani tarafından tahdid edilmediğinden ve insanın cüz-i ihtiyarisiyle
terakkisini temin etmek için bu kuvvetler başı boş [...]
20 Mar 2006
varolana bakış açısı
Cenabı hakkın masivasına yapılan muhabbet iki çeşit olur Birisi Yukarıdan aşağıya nazil olur. Diğeri aşağıdan yukarıya çıkar.Şöyle ki: Bir insan en evvel muhabbetini Allah’a verirse, onun muhabbeti Dolayısıyla Allah’ın sevdiği her şeyi sever. Ve mahlûkata taksim Ettiği muhabbeti, Allah’a muhabbetini tenkis değil, tezyid eder. İkinci kısım ise, en evvel esbabı sever ve muhabbetini Allah’ıSevmeğe vesile [...]
